|
Siyah Gurubu : Giriş tanımsızdır, tanım, herkese açık. (devamı) |
Merhaba ben Funda Yanar;
Bu sanal dünya da iki yıldır hiç aksatmadan dul bir kadın sesi olarak yaşama dair penceremden seslenmekteyim.
Benim blog sayfamda içeriği dopdolu bir dergisi kıvamında her gün özenle seçtiğim haberi, makaleri, ilginç yazıları, siirleri, müzikleri, mizah, kadın sağlık, magazin olaylarını, edebiyat ve sinema eserleri hakkındaki yazıları ve yorumları okuyucularımla paylaşmaktayım.
Simdi sen de benim bir okuyucum olur musun ?
Dul Bir Kadının Sesi : www.fundayanar.com
siyah diyince içim kararıyor siyahın etkisi
aykol içip felç olan kedim ve ben
bide şarkı söyleyen budala papağanım
beni kutsamaya gelen peder
hepsi siyah giyiniyor
siyah giyenler ve ben
geceyi sabırsızlıkla bekler ruh,
siyah yine bulaşacak her yanına da,
huzur içine doğacak diye...
sıyahla beyaz renk deyildir diyenler dogru
Sıyahla beyaz yasam bıcımidir
Öluler beyaz kötüler siyah giyer
karanlık gecelerde bir ışık aramaktansa tüm ışklar içinde bir karanlık ara çünkü o gecelerde yıldız çoktur ama ışklar içnde karanlık bulmak zordurr...
bence kefenler siyah olmalı.O kadar tozun toprağın içinde kir göstermez en azıdan.Sıcağı daha çok çeker, iliklieriniz, kemikleriniz, böcekleriniz ısınır toprağın altında...biraz daha şampanya?
siyah hayatlar asılmış iplere...
karanlk kuyulara sarkıtılmış,
işkenceyle baş aşağı bekletiliyorlar...
kan beyinde toplanıyor,
ruh boğazda...
can çıktı çıkacak...
Geçen yıl Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan bir açıklamada tüm dünyada 21.
yüzyılın en önemli sağlık probleminin uyuşturucu kullanımı olacağı bildirildi. Daha birkaç
gün önce Sabah Gazetesi'nde çıkan bir haberde Amerika Birleşik Devletleri uzmanlarının
ülkemiz yetkililerini "Türkiye'de uyuşturucu kullanımının giderek daha genç yaşlara doğru
indiği ve arttığı" şeklinde uyardığı yazıldı. Ülkemizin Asya'yla Avrupa'yı birleştiren coğrafi
konumu, ne yazık ki doğudan batıya uyuşturucu trafiğinde de bir köprü olmasına neden
olmuştur. Özellikle geçen binyılın son 20 yılında ekonomik düzensizlikler ve terörizmin
tırmanması, ülkemiz üzerinden yapılan uyuşturucu trafiğinin artmasına neden olmuştur. Başta
"silah-eroin" değişiminden sızan eroin olmak üzere diğer uyuşturucular da giderek artan bir
şekilde kullanılmaya başlanmışlar ve 1980 yılından sonra o zamana kadar birinci tercih olarak
kullanılan esrarın yerini giderek eroin almıştır. Bugüne kadar uyuşturucu kullanımının
yaygınlığını saptayacak herhangi bir epidemiyolojik çalışma olmamasına rağmen, ülkemizde
80,000 ila 100,000 arasında insanın uyuşturucu kullandığını tahmin ediyoruz.
Başta eroin olmak üzere uyuşturucuların kullanımının neden olduğu sorunlar olarak
kullanıcılarda akıl hastalıklarının oluşması, özellikle AIDS ve sarılık olmak üzere bir çok
bulaşıcı hastalıkların yayılması, etkisi altındayken oluşan kaza ve yaralanmalar, aşırı dozdan
ölümler gibi çeşitli sağlık problemlerinden bahsedilebilir. Ayrıca işgücü kaybı, ailelerin
parçalanmaları ve yasa dışı yollara yönelme toplumdaki diğer sosyoekonomik kayıplardır.
Yapılan çalışmalar etkin tedaviler uygulanamazsa özellikle eroin bağımlılarının uyuşturucu
kullanmaya başladıktan sonraki ilk 2 yıl içinde %20'sinin, 5 yıl içinde %45'inin ve l0 yıl
içerisinde %75'inin öldüğünü göstermiştir. Yani uyuşturucu kullanımının neden olduğu diğer
sağlık, sosyal ve ekonomik problemler gözönüne alınmasa bile her yıl binlerce insanımız
ölmektedir. Bu insanların uyuşturucu kullanma nedenleri ne olursa olsun, "insan haklarının"
en önemlisi olan "yaşam" ve çağdaş yöntemlere göre "tedavi olma" haklarının bulunması
gerekir.
Uyuşturucu problemini bizden çok daha önce yaşayan ve başlangıçta duyarsız kalan
batı ülkeleri çözüm aramakta geciktiler. Şimdi ise çaresizce, hatta çırpınarak telafi etme
çabası içine girdiler. Buldukları en etkili çözüm uyuşturucu kullananlara kontrollü olarak
uyuşturucuyu kendilerinin vermesidir. Böylece bulaşıcı hastalıkları, ölümleri, suçu ve ticareti
önlemeye çalışmaktalar. Ne yazık ki ülkemizde de aynı duyarsızlık sürmektedir. Özellikle
gençlere ve ailelere yönelik uyuşturucuya karşı bilgilendirici ve önleyici çalışmalar yeterince
yapılmamaktadır. Ayrıca ülkemizdeki problemin bir diğer önemli boyutu da uygulanan
tedavilerdir. Günümüzde eroin kullanımı tedavisi için tüm dünyadaki uzmanlarca önerilen
etkili iki tedavi vardır. Ancak bu iki tedavi yaklaşımının uygulanması için gerekli olan
methadon ve naltroxone isimli ilaçlar ülkemizde halen ruhsatlı olarak satılmamaktadır.
Altı yıl önce Sağlık Bakanlığına bağlı AMATEM kliniğinde ekip olarak görev
yaparken hazırladığımız bir raporda ülkemizde methadon tedavisine geçilmesi hakkında teklif
sunmuştuk. Özellikle damar içi uyuşturucu kullananlarda AIDS ve hepatitin giderek
yaygınlaşması ve bazı hastalarda şimdiye kadar uygulanan tedavilerle başarılı olunamaması
methadon tedavisini önermemizin asıl nedeniydi. Sentetik bir opiat derivesi olan methadon, şu
anda bir çok ülkede detoksifikasyon ve idame tedavisi olarak iki ayrı şekilde uygulanmaktadır
ve tedavi başarısı ile ilgili çok olumlu raporlar yayınlanmıştır. Günümüzde daha önceleri
yasaklamış olmalarına rağmen başta Fransa olmak üzere birçok ülke bu tedavi yöntemini
uygulamaya başladılar. Bakanlığa hazırladığımız raporda dünyadaki kullanımına paralel
olarak ülkemizde nasıl uygulanabileceğini anlattık. Uygulama şekli olarak, reçete ile
eczanelerde satma yerine kurulacak özel methadon merkezlerinde kontrollü bir şekilde
ayaktan desteklenen psikoterapi programları ve danışmanlık hizmetlerinin bir arada
verilmesini önerdik. Ayrıca öncelikle ilk aşamada muhakkak sınırlı sayıda ve belirli kriterlere
göre seçilen bir gruba verilerek pilot bir çalışmanın yapılması gerektiğini bildirdik. Sadece
damar içi uyuşturucu kullanımı, daha önce en az 3-5 kez tedavi deneyimine rağmen başarısız
olma, hamile iken kullanma, bulaşıcı hastalığının bulunması gibi durumlar tedavi için seçilme
kriterleri olacağını bildirdik. Özellikle bu kriterlere uyan hastaların tedavi edilmeleri sadece
kendileri için değil çevre için de gereklidir. Ayrıca muhalif düşüncedeki kişiler karşı çıkış
gerekçesi olarak en çok kontrolünün sağlanamayacağını ve piyasaya sızabileceğini iddia
ettiler. Fakat özellikle Afyon ilimizdeki morfin fabrikasından bu güne kadar hiç dışarıya
kaçak olmaması da bize olumlu bir örnek oluşturarak cesaret vermişti. Eğer yapılacak pilot
çalışma olumlu sonuç vermezse bu tedavi yönteminden vazgeçilmesinin gerektiğini de
belirttik.Geçen bu süre içerisinde methadon türü (opium türevleri ve agonistleri arasında)
ilaçlarda da yeni gelişmeler olmuştur. Örneğin methadondan etki süresi daha uzun, yan etkisi
daha az ve kontrolü daha kolay olan LAAM diye adlandırılan yeni bir ilaçla da pilot
çalışmalar başlamıştır. Ancak halen dünyada methadon tedavisi birinci tercih olarak bir çok
ülkede uygulanmaktadır.
İkinci tedavi seçeneğini Naltroxone isimli bir opium antagonistinin kullanımı
oluşturmaktadır. Bir nevi panzehir olan bu ilaç özellikle bağımlılık yapmadığından methadona
tercih edilebilir. Yani tedavide hastalara verilirse eroin kullanılmasını engeller. Son yapılan
bilimsel çalışmalar hastalara uygulandığında 6-8 hafta etkisini sürdüren ve yan etkileri
önemsenmeyecek kadar az olan uzun etkili naltoxone preparatlarının tedavideki başarısını
__________vurgulamaktadır.
Burada bahsettiğim ilaçların hiç biri ne yazık ki halen ülkemizde ruhsatlandırılarak,
tedaviye seçenek olarak sunulmamışlardır. Ayrıca ülkemizde uyuşturucu ile ilgili yukarıda
bahsettiğim tedavi seçeneklerine özellikle karşı çıkanlar vardır. Bu kişiler karşı çıkış
nedenlerini ve önerdikleri alternatif tedavileri ortaya koymak zorundadırlar. Aksi halde ölüm
tacirlerine yardım eder konuma düşerler. Bilim çevreleri ve insanlık uyuşturucunun önlenmesi
için gereğini yapmayanları ve yetersiz bilgilerle karşı çıkanları yargılayacaktır.
Artık gözümüzü açma zamanı geldi. Büyük bir kampanya ile uyuşturucu
mücadelesinin başlatılması gerekmektedir. Bu da ancak bir an önce uyuşturucu
mücadelesinde politikaları belirleyecek, eğitim ve önleyici programları geliştirecek ve ülke
genelinde yeni tedavi merkezlerini açacak "Ulusal Uyuşturucu Mücadele ve Önleme Enstitüsü
" nün acilen kurulması ile mümkün olacaktır.
Boşa geçen her an bir çok gencin ölmesi, bir çok ailenin de yıkılmasına,
hapishanelerin uyuşturucu suçluları ile dolmasına ve terörist örgütlerin silahlanmasına neden
olur. Hemen harekete geçmek gerekmektedir. Böylece gençlerimize ve insanlarımıza, 21.
yüzyılda daha güvenli gelecek verebiliriz. Belirleyici ve yönetici konumundaki kişiler bir an
önce gerekli çalışmaları başlatmazlarsa, tarih önünde hesabını veremeyecekleri büyük bir
günahın vebalini üstlenirler.
tek gecelik ilişki gibidir siyah....yaşandıktan sonra simsah düşünceler alır beynini ....
sizin olayınız nedir şimdi?
hmmm siyahın ne oldğunumu tanımlıyonuz?
amann ne sıkıcı grupmş keşke üye olmasaydım
Siyah eşitliğin simgesidir. Her şeyi ayırt etmeden örter... Korkularıda Yaşanmışlıklarıda ...
İki tondadır yaşam.
Beyaz ve siyah.
Yaşam çevrimi içinde beyazı çözer insan ve renkler oluşturur kendince. Oysa istemiyorum sahte insanların sahte renklerini istemiyorum. Ben ilkel bir adam, hiçe açılan.
Kuzgunî siyah tadında düşüm, günüm, gecem.
Gerçek kadar sadık, yalnız.
Olması gerektiği gibi.
Yalnızlığına teşekkürler, siyah.
hayatın rengi sevdanın bile rengi siyahtır ölüm doğumun ağlamanın en önemlisi gecenin rengi
bütün renklerin güzelliği fonunda siyah varsa tamamen ortaya çıkar. Siyahsız her şey bir hiçtir! İnsanoğlu ki yanında her daim siyahı barındırır.. Görmek için kendine bak, siyah gölgende saklıdır...
'tarzını degiştirmelisin biraz acık renkler giy hem bak yaz gelio'diyenlere sinirimm bana siyah yakısıo!
funda bu feministlikle nereye kadar, kişisel web siten güzel ama feministim diye bağırıyor..bence bi an önce erkeklerle takılmayı bırakmalısın...
siyah asil bir renktir ve siyahın güzeliğini ve yüceliği tartışılamaz bile. Siyahta güç vardır ayrı bir çekicilk , şehvet. wampirler diyarı
karanlık hayattı anne karnından tabut altına kadar sadece gözlerimi birazcık aralayarak güneşi gördüm ama ben karanlığı sevip kayboldum içinde ta ki karanlığın kötü bişey olduğunu söyledikleri an a kadar
KAPKARA BİR DÜNYAYDI BİZİMKİSİ AMA EL YORDAMIYLA BULDUK IŞIĞIMIZI. HER NE KADAR RENKLENSEKTE HALA Bİ O KADAR SİYAHA AİT RUHUMUZ...HANİ DEDİN YA HERŞEY SİYAH DA BİTER DİYE ; SİYAH BİTMEZ...ÇÜNKÜ SONSUZLUK BİLE SİYAH'A AİTTİR... ...
nasılda asildir, her yerde her zaman hiç şüphe duymazsınız kullanırken hatta geceleri yaşamayı daha çok sever onu sevenler...
OL
Bu kadar seviyorsun şiiri, Yaşamak da güzeldir sence
Siyahın derinlik yüzündesin,Karanlık değil, asla olamazsın
Seni tanımış olanlar Biliyor mu ne kadar şanslılar
Siyahın özgür yüzündesin Karanlık değil, asla olamazsın
Sadece düşlerdemisin
Gecelerde değil, Asla o kadar sınırlı olamazsın
Özgürlük yakışıyor sana
Sonsuzluk da
Sen
Derin
Coşkulu
Özgür
Sınırsız
Sonsuz
Değilsen bile
OL!!
tüm renklerin tatmin noktası.hepsinin hayalinde ama hiç biri o değil ve olamıyor...
biraz saçma ama yine de biraz çocuk olmak herkezsin hakkı dimi ama............
Bazen güzel gitse de yaşamak, her zaman mutlu etmiyor insanı. Pembeler açıyor bazen insanın gönlü, kırmızı ihtiraslar kaplıyor bedeni, mavi bakıyor gözler, avuçlarda beyaz masumiyetler.. Ve siyah giriyor devreye... Bütün renkler karışıyor birer birer de bir siyah edemiyorlar.. Bir siyahın gölgesinde bile duramıyorlar. Gönlüm siyah bugün. Tüm renklere inat hemde..
ah ahhh siyah yıqmy siyahh beni yüceltiyoo haftada iki kere seansıım far en fazla 10 dk siyahsız kalabiliyorum hastalıq bu hastalıq:D
siyah, karanlık.. asosyal bir eylem (yalnız olma hali). derin kuyu inmek.. sonsuzlukta siyah.. içinde dolu dolu bütün renkleri taşıyan tek renk. %100 cyan %100 magenta %100 yellow.. o yüzden hiçbişi gözükmez:) ona rağmen her renk onda açığa çıkar. kendi karşıtından oldukça farklı.